
Bir hırsızlık olayında ağabeyi ölen yarı felçli Jake Sully, Pandora adındaki uzak bir gezegende görevinin başına geçmeye karar verir. Bu yerde Na’vi adında giderek tükenmekte olan bir halk yaşamaktadır. Askeri bir şirket, söz konusu yeri ve oradaki kaynakları mercek altına almak üzere Avatar adında bir program oluşturmuştur. Bu program insanları kısmen insan kısmen de Na’vi haline büründürerek misyon amaçlı Pandora’ya göndermektedir. Bu sisteme gönüllü dahil olan Botanist Dr. Grace Augustine ve Jake Sully için başka bir yaşam var olacaktır. Sully, Pandora’ya geçtiği anda felçli bedeni değişime uğrayarak işlevsel hale gelir. Bu sırada Na’vi halkından Prenses Neytiri ile karşı karşıya gelen Jake, ansızın bir farkındalık yaşar ve bir araştırma misyonu ile gönderildiği bu gezegeni, kendi dünyalısından korumaya karar verir.
Avatar (2009), sinema tarihinin görsel olarak en çığır açan filmlerinden biri olarak izleyiciyi adeta ekranın içine çeken, bambaşka bir dünyanın kapılarını aralıyor. James Cameron'ın vizyoner yönetmenliğinde, sadece bir film izlemekten öte, Pandora gezegeninin nefes kesen biyolüminesans ormanlarına, uçan dağlarına ve eşsiz yaşam formlarına yapılan epik bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Film, teknolojik sınırları zorlayan görsel efektleri, insanlığın doğayla ve farklı kültürlerle olan ilişkisini sorgulayan derin temaları ve soluksuz aksiyon sahneleriyle sizi koltuğunuza bağlıyor. Sam Worthington'ın Jake Sully'nin ikilemini güçlü bir şekilde yansıtan performansı, Zoe Saldaña'nın Na'vi prensesi Neytiri'ye getirdiği ruh ve Stephen Lang'in karizmatik kötü adam yorumuyla filmin duygusal derinliği artıyor. Çevrecilik, kimlik arayışı ve aidiyet gibi evrensel temaları işlerken, aynı zamanda aksiyon dolu bir macera sunan Avatar, bilim kurgu ve fantastik türleri seven herkesin mutlaka deneyimlemesi gereken, unutulmaz bir sinema şöleni sunuyor.
Çok uzun süre beklemiştim bu filmi gerçekten mükemmeldi. Çok beğendim.