
Yakın gelecekte yaşlanmış ve yorgun olan Wolverine ve Professor X, Meksika sınırında saklanmaktadır. Fakat Logan'ın dünyadan gizlenmesi ve mirası, karanlık güçler tarafından takip edilen genç bir mutant geldiğinde sona erer. Şimdi Wolverine'de genç bir kadın klonunu Nathanial Essex'in liderliğindeki kötü bir organizasyondan korumalıdır.
Logan, alışılagelmiş süper kahraman filmi kalıplarını yıkarak, izleyiciye benzersiz ve derinden etkileyici bir deneyim sunuyor. Bu sadece bir aksiyon filmi değil; yıpranmış bir kahramanın mirasıyla, ailesiyle ve kaderiyle yüzleştiği, sert, melankolik ve dokunaklı bir dram. Filmin R-rated atmosferi, anlatıya çiğ bir gerçekçilik ve duygusal ağırlık katıyor, karakterlerin kırılganlığını ve yaşadıkları acıyı çok daha somut hale getiriyor. Hugh Jackman'ın Wolverine'e veda niteliğindeki, kariyerinin zirvesi diyebileceğimiz performansı, her sahnede hissettirdiği yorgunluk, öfke ve çaresizlikle izleyicinin ruhuna işliyor. Dafne Keen'in vahşi ama kırılgan Laura karakteriyle sergilediği çarpıcı çıkış ve Patrick Stewart'ın yürek burkan, unutulmaz Professor X yorumu, bu karanlık hikayeye muazzam bir derinlik katıyor. Western estetiğinden esintiler taşıyan post-apokaliptik atmosferi ve insan doğasının en karanlık yönlerini cesurca ele almasıyla, "Logan" sadece çizgi roman hayranları için değil, aynı zamanda güçlü karakter dramalarını, dokunaklı hikayeleri ve sinematik başarıyı takdir eden herkes için kaçırılmaması gereken bir başyapıt. Her sahnesiyle izleyicisini düşündüren, duygusal bir yolculuk vaat eden bu film, sinema tarihine adını altın harflerle yazdırıyor.