
1900'lerin başında İngiltere'de geçen hikayede, 12 yaşındaki Leo Colton yaz tatilini okul arkadaşı Marcus'un zengin ailesinin malikânesinde geçirir. Marcus hastalanınca, onun yerine ablası Marian Leo'yla ilgilenmeye başlar. Son derece güzel olan Marian'a kısa sürede tutulan Leo, onun bir mektup iletme ricasını reddedemez. Böylece Marian ile gizli sevgilisi Ted Burgess arasında haberci rolü üstlenir. Ancak bir süre sonra bu gizli ilişki ortaya çıkar ve Marian'ın annesi gerçeği keşfeder. O dönemin katı toplum kurallarında bu tür bir yasak aşk kesinlikle hoş karşılanmaz.
Joseph Losey'nin imzasını taşıyan "The Go-Between", izleyiciyi sadece bir hikayenin içine değil, bunaltıcı bir İngiliz yazının, anıların ve yasak aşkların gölgeli koridorlarına davet eden eşsiz bir sinema deneyimi. Sanki her şeyin durulduğu, ancak yüzeyin altında tutkuların kaynadığı o uzun, sıcak günlerin atmosferini her karesinde hissedeceksiniz. Film, masumiyetin kaçınılmaz sonunu ve bir zamanlar parlak olan her şeyin üzerindeki o ağır, melankolik tozu öyle incelikle işler ki, ekrandan öteye geçen derin bir hüzünle sizi sarar. Görüntülerin güzelliğiyle çelişen, giderek artan bir gerilim ve pişmanlık duygusuyla doludur.
Harold Pinter'ın ustaca kaleme aldığı senaryo, söylenmeyenlerin ve bakışların dilini öyle etkili kullanır ki, her diyaloğun ardında bir dünya gizlenir. Joseph Losey'nin yönetmenliği, her detayıyla dönemin ruhunu ve İngiliz kırsalının nefes kesen güzelliğini ekrana taşırken, bu pastoral arka planın altında yatan sınıf ayrılıklarını ve bastırılmış arzuları çarpıcı bir biçimde sergiler. Julie Christie'nin canlandırdığı Marian karakteri, zarafeti ve iç karmaşasıyla izleyiciyi büyülerken, Dominic Guard'ın Leo olarak masumiyeti ve gözlerindeki değişim unutulmazdır. Film, hafızanın yanıltıcılığını, toplumsal beklentilerin yıkıcı gücünü ve çocukluğun kayıp cennetini şiirsel bir dille irdeler.
Eğer yavaş yavaş işlenen, psikolojik derinliği olan, karakter odaklı dramaları seviyorsanız ve görkemli bir dönemi, çarpıcı bir sinematografiyle harmanlayan yapımlara ilgi duyuyorsanız, "The Go-Between" kaçırılmaması gereken bir başyapıttır. Bir "neden izlemeli" sorusundan öte, "nasıl hissetmeli" sorusuna cevap arayanlar için film, sadece bir hikaye anlatmakla kalmaz; size bir dönemin ruhunu, bir çocuğun kalbini ve bir yetişkinin pişmanlığını derinden hissettirir. Son derece hassas, zaman zaman rahatsız edici ama kesinlikle akıldan çıkmayan bir deneyim vaat eder. Sabırlı ve düşünceli izleyiciler için, uzun süre etkisi altında kalacakları bir eser.