
Bilbo Baggins, Büyücü Gandalf ve Thorin Meşekalkan’ın 13 cüceyle birlikte, Yalnız Dağ’ı ve kayıp Erebor Cüce Krallığı’nı bulmak için yola koyulduğu serüven devam ediyor. Grup, doğuya doğru ilerlerken önce Göl kasabasına, oradan da nihayet Yalnız Dağ’a gider. Burası en büyük tehlikeyle, tüm yaratıklar içinde en korkutucu olanıyla Ejderha Smaug’la karşılaşıp yüzleşecekleri yerdir.
Hobbit: Smaug'un Çorak Toprakları, sizi bir kez daha Orta Dünya'nın derinliklerine, nefes kesici bir maceranın tam kalbine çeken, görsel ve işitsel bir şölen sunuyor. İlk filmin o naif macera ruhunu korurken tonu daha karanlık ve gerimli bir hale bürünüyor; Bilbo, Cüceler ve Gandalf'ın Smaug'a doğru ilerleyişi, her adımda yeni ve daha büyük tehlikelerle dolu. Peter Jackson'ın usta yönetmenliği, Mirkwood'un gölgeli ormanlarından Esgaroth'un hareketli kasabasına kadar her sahneyi büyüleyici bir şekilde ekrana taşıyor. Martin Freeman'ın Bilbo'daki gelişimi, Richard Armitage'ın Thorin'deki kararlılığı ve özellikle Benedict Cumberbatch'in ejderha Smaug'a kattığı o ikonik ses, bu destansı anlatıya eşsiz bir derinlik katıyor. Filmin en büyük cazibesi ve özgünlüğü şüphesiz ki, Smaug'un tehditkar varlığı ve onunla yaşanacak olan epik yüzleşmenin yarattığı eşsiz korku ve heyecan. Aksiyon dolu sahneleri, zekice kurgulanmış kaçışları ve sürekli artan gerilimiyle, fantastik sinemayı seven herkesin, özellikle de destansı maceralara ve olağanüstü görsel efektlere aç olanların kaçırmaması gereken bir yapım. Bu, sadece bir ara durak değil, kendi başına ayakta duran, sürükleyici ve tatmin edici bir Orta Dünya deneyimi.