
Hancock aslında başkalarının ne düşündüğünü umursayan birisi değildir. Halkla İlişkiler Uzmanı Ray Embrey’in hayatını kurtardıktan sonra alaycı süper kahramanımız kendisinin de zayıf bir tarafının olabileceğini fark etmeye başlar. Hancock’un bugüne kadar karşılaştığı en büyük sorun bu yönüyle yüzleşmek olacaktır. Ayrıca, bu da Ray’in karısı Mary’nin, onun işe yaramazın teki olduğu konusundaki ısrarını kırmak için bir fırsattır.
Süper kahraman filmlerinin alıştığımız kalıplarının dışına çıkan Hancock, türü seven ancak ezber bozan bir şeyler arayan izleyiciler için taze bir nefes. Will Smith, karizmatik ve imajı mükemmel kahraman rollerinden sıyrılıp, yıkıcı, alaycı ve alkolik bir anti-kahramanı inanılmaz bir başarıyla canlandırıyor. Bu, onun kariyerindeki en cesur ve akılda kalıcı performanslarından biri. Film, karanlık mizahı, beklenmedik ölçüde hüzünlü ve düşündürücü anlarla harmanlarken, aksiyon sahnelerinde de görkemli bir yıkım vadediyor. Kaba saba ama özünde iyi niyetli bir karakterin yeniden doğuş mücadelesine tanık olmak, filmin sürükleyici yönlerinden. Charlize Theron ve Jason Bateman'ın dengeli ve etkileyici destek performansları, hikayeye derinlik katıyor. Geleneksel kahramanlık anlayışını sorgulayan, bolca aksiyon ve kahkaha sunarken aynı zamanda duygusal bir derinlik arayanlar için Hancock, kaçırılmaması gereken bir deneyim. Hem eğlendiren hem de düşündüren bu sıra dışı süper kahraman hikayesi, beklentilerinizi ters yüz edecek.