

1960’lar... Reklamcılığın altın çağı. Merkezinde New York’un dahi ve rekabetçi çocukları. Başroldeyse değişen zamana ayak uydurmaya çalışan reklam gurusu Don Draper. En İyi Drama ve Erkek Oyuncu dallarında Altın Küre kazanan Mad Men, gerçeklerle yalanlar arasındaki ince çizgiyi bulandırmaya ve 60’ların dekorunda insan doğasını irdelemeye devam ediyor. The Sopranos’un Emmy ödüllü yapımcı ve yazarı Matthew Weiner’dan gerçeğin nasıl satılabileceğine dair kışkırtıcı bir dram olan Mad Men, üç sene üst üste En İyi Dizi Emmy ve Altın Küre ödülünü kazanarak başarısını ispatladı.
Mad Men'i izlemek, 1960'ların New York'una, reklamcılık dünyasının cazibeli ama bir o kadar da acımasız kulislerine bilet almak gibidir. Bu dizi, sadece dönemin görkemli atmosferini ve çarpıcı estetiğini sunmakla kalmıyor; aynı zamanda değişen toplumsal normları, cinsiyet rollerini ve Amerikan rüyasının karanlık yüzünü de ustaca masaya yatırıyor. Don Draper'ın (Jon Hamm) gizemli ve karizmatik figürü üzerinden, kimlik arayışı, hırs ve yabancılaşma gibi evrensel temalar, psikolojik derinlikte işleniyor. Hamm'ın adeta karakterine büründüğü performansı kadar, Elisabeth Moss'un Peggy Olson'ı ve Christina Hendricks'in Joan Holloway'i canlandırırken sergilediği dönüşümler de izleyiciyi ekran başına kilitliyor. Her detayı özenle işlenmiş, diyalogları keskin ve manalı bu yapım, yavaş tempolu ama derinlikli karakter analizlerini seven, görsel şölen arayan ve insan doğasının karmaşıklığına kafa yormayı seven sinemaseverler için kaçırılmaması gereken bir başyapıt. Her bölüm, dönemin ruhunu hissettiren bir sanat eseri.
Bu sezon için bölüm bulunamadı.